Karasu Sülük Karasu Hacamat Kocaali Sülük Kocaali Hacamat Sakarya Sülük Sakarya Hacamat Özel Doktorunuz.

Karasu Sülük Karasu Hacamat Kocaali Sülük Kocaali Hacamat Sakarya Sülük Sakarya Hacamat Özel Doktorunuz. http://www.sakaryasuluk.com/

– karasu refleksoloji karasu masaj kocaali refleksoloji kocaali masaj kocaali hacamat karasu masaj salonu masaj refleksoloji salonu karasu hacamat karasu sülük tedavisi karasu bel fıtığı tedavisi karasu bioenerji karasu sülük terapi karasu hacamat terapi karasu kupa tedavisi karasu alternatif sağlık karasu manuel terapi karasu boyun fıtığı gibi hastalıklara katkı sağlar.

Hacamat Nedir?
Hacamat kısaca deri altında birikmiş , vücutta hastalıklara neden olan toksik kanın vakumlanarak dışarı alınması işlemidir.

Deri altında birikmiş olan kan , kan özelliğini yitirmiş koyu renkli pelte kıvamındadır ve bağışıklık sistemimizi olumsuz yönde etkileyerek birçok hastalığa kapı aralamaktadır. Hacamat ağrısız, acısız, yatak istirahatsiz, iş gücü kaybı olmadan tatbik olunan bir tedavi metodu olup , hastalıklardan korunmanın ve sağlıklı yaşamanın en kolay yoludur.

‘Hacamat’ kelimesi Arapça ‘emmek, normal formuna getirmek’ anlamlarını taşır. Hacamat uygun zaman dilimlerinde belli aralıklarla usulüne uygun olarak yapılırsa , vücüdun dışarıya atamadığı ağır metaller, toksinler, serbest radikaller, kullanılan ilaçların ve hormonlu gıdaların vücutta bıraktığı kalıntılar emilerek bedenimizin normal formuna gelmesi sağlanmış olur.

Hacamat İslam ülkelerinde çok yaygın olmakla birlikte Avrupa ülkeleri dahil tüm dünyada uygulanan bir tedavi metodudur. Geleneksel olarak boynuzla yapılan hacamat, günümüzde cam kupalar veya vakum setleri yardımıyla yapılmaktadır. Çizme işlemi ise genelde jilet yardımı ile yapılırken kliniğimizde hijyenik olması açısından bistüri ile yapılmaktadır. Kullanılan tüm malzemenin, tek kullanımlık olmasına da çok dikkat edilmelidir.

Hacamatın Genel Faydaları
Hacamat her şeyden önce bir kan verme eylemi olduğundan kan vermenin tıbbi faydaları başlığında bütün faydalara haizdir. Hacamat bağışıklık sistemine bağlı tüm kronik hastalıklara karşı tedavi edici özelliğe sahip olduğu gibi hastalıklardan korunmak adına da yapılır.

Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, vücuda direnç kazandırarak hastalıklardan korur.
Kanda birikmiş ağır metal ve toksinlerin atılmasını sağlar.< Kan üretimi ile görevli organları uyarır, kan dolaşımını ve metabolizmayı düzenler. Ağrıların giderilmesi ve ödem çözülmesinde etkilidir. Migren, bel-boyun fıtıkları, eklem ağrıları, karaciğer sorunları, kalp hastalıkları, psikolojik hastalıklar, unutkanlık, göz problemleri, kronik yorgunluk, tansiyon gibi bağışıklık sistemine bağlı tüm kronik hastalıkların tedavisinde başarıyla uygulanır. yapması gereklidir. Hacamat Ne Zaman Yapılır ?
Herhangi bir rahatsızlık yoksa , ( yani eğer daha önce hiç hacamat yaptırmadıysanız ve bazı rahatsızlıklarınız varsa en kısa zamanda vakit kaybetmeden vucüdun tarama hacamatı dediğimiz bir yöntem ile ana organların temizlenmesi yolunu gidilmelidir ) daha sonra detoks amaçlı, hastalıklardan korunmaya yönelik yaptırılacaksa, tavsiye edilen mevsim , ay ve hafta günlerine riayet etmek hacamatın faydasını arttırma anlamında önemlidir.

Hacamat ,mevsim olarak ilkbahar ve sonbahar da ,ay günleri olarak hicri ay’ ın 14 – 28 arasındaki tekli günlerde (15, 17 19, 21, 23, 25 gibi..) yaptırılması daha uygun olur. Herhangi bir rahatsızlık açısından yaptırılıyor ise mevsim veya ay günlerine bakılmaksızın en kısa zamanda yapılması gerekir. Hacamat, ilkbahar ve sonbaharda olmak üzere yılda iki sefer yaptırılması tavsiye edilir.

Hacamat Vücudun Hangi Bölgelerine Yapılır ?
Genelde sırt bölgesinden uygulama yapılsa da , yaptıran kişinin hastalığına, şikayetine göre baş bölgesi ve vücudun diğer akupunktur noktalarına da uygulanabilir. Ancak uygulama yapılacak bölge uzmanı tarafından belirlenmelidir.

Hacamat Kimlere Yapılmaz ?
Kalp yetmezliği, Hemofili, Kansızlık, Hipotansiyon durumlarında ve hamilelerde uygulanmaz.

Ayrıca, hacamat olacak kişilerin kan sulandırıcı ilaç, aspirin kullanmıyor olması gereklidir. Tedaviye gireceklerin çok aç veya çok tok olması da uygun değildir. Tedavi sonrası 24 saat ağır gıdalardan kaçınmak ve bol sıvı tüketmek tavsiye edilir.

 
Sülükler Hakkında
Nehir, göl ve ırmaklarda yaşayan, Allah tarafından insan ve hayvanların toplar damarlarını temizlemekle görevlendirilen sülükler, eski çağlardan beri tedavi için kullanılır. İnsanları ve hayvanları tutan sülükler 105 farklı enzim ve bioaktif madde salgılar. Bu aktif maddelerin etkisiyle damarlardaki tıkanıklık erir, kan sulanır, kan dolaşımı düzelir, kan basıncı normale döner, zararlı mikroorganizmaların üremesi ve iltihaplanması durur, ağrılar azalır, bağışıklık sistemi uyarılır..

Bu maddelerin psikolojiyi ve enerji dengesizliğini düzeltmede de büyük etkisi vardır. Bu sebeple eskiden beri sülükler nazar ve büyü tedavisinde de kullanılır.

Sülükler 3-6 ayda bir defa beslenirler. Emdikleri kanı, içindeki mikroplarla birlikte tamamen hazmederler. Onun için hastalık bulaştırma riski yoktur.

Uyarı : Nadir de olsa nodüllü guatra sülük konduğunda arteriyel kanama görülebilir. (Kan, nabız atışı gibi dalgalanarak fışkırabilir) bu kanama küçük arteriolden kaynaklanır. bu kanamanın da tehlikesi yoktur ancak aşağıda anlatıldığı şekilde kanamayı durdurmak gerekir.

Sülük kullanımı için en iyi zaman ilkbahar, sonra sonbahardır.

Sülükler siyaha yakın, kahverengi, toprak rengi, ince, küçük başlı ve fare kuyruğu gibi olmalıdır. Bu sülükler suyu temiz, yeşil yosunla kaplı ve kurbağası bol göllerde bulunur. Kurbağa yaşamayan kokuşmuş sularda ya da hızlı akan suda yaşayan yeşil, mavi, siyah, kıllı, büyük başlı, karnı kırmızı ve sırtı yeşil sülükleri kullanmak doğru değildir. Yara, ödem ve aşırı kanamaya sebep olabilir.

Sülük uygulanacak bölge ılık su ile yıkanıp, kuru lif ile masaj yapıldıktan sonra sülükler yerleştirilir. Sülükler, en önemli akupunktur noktalarını bulur, vücudun en kirli kanını emer, doyduktan sonra düşerler. Uzun süre düşmeyen sülükler üzerine biraz su, tuz veya karbonat serpilebilir. Sülükler düştükten sonra, kanamayı devam ettirerek daha çok atık madde çıkartmak ve yarayı temizlemek amacıyla noktalar üzerine kupa kapatılabilir. Sümüksü pıhtı, gaz veya tıkanıklık çok ise, 3-4 defa kupa kapatmak gerekir.

Sızıntı şeklindeyse, 10-12 saat kanamayı durdurmamak gerekir. Çünkü yalnızca kirli kan dışarı atılır, vücutta temiz kanı dışarı atacak bir mekanizma yoktur.Kanamanın olduğu bölge, kuru temiz bir bezle kapatılır. Gerekirse, ceviz kabuğu külü veya kuru nar kabuğu tozu basarak kanama durdurulur. Büyük hekimlere göre, esneme, mide bulantısı ve bayılma hissi gelene kadar beklemek daha iyidir. Bu belirtiler kan hacminin %20’den fazlası kaybedilince görülür. Kan hacminin %30’dan fazlası kaybedilince tehlike oluşabilir (tahminen 1,5 litre). Ancak bağışıklık sisteminin devreye girmesiyle, bu noktaya gelmeden, hasta doğal olarak bayılır. Bayılmayla birlikte kalp atışları yavaşlar, tansiyon düşer, kanama otomatik olarak durur. Bugüne kadar sülük tedavisinde, kanama sebebiyle bayılan kimseye rastlanmamıştır.

Sülük sayısı, seansların sıklığı ve kanamanın durdurulup durdurulamayacağı hastanın kan durumuna göre ayarlanır.

Kullanılan sülükleri temiz bir dereye veya göle bırakmalı, beklemek gerekirse hergün veya iki günde bir suları değiştirilmelidir.

Uyarı bunlara dikkat edilirse sülükten en üst derece verim alınır.

Kan sulandırıcı kullananlar sülük tedavisinden 3 gün önce ilacı bırakmalıdır.

Kiraz,vişne ve limon kanı sulandırdığı için 2-3 gün öncesinden itibaren yememek gerekir.
Ağrı kesici, ateş düşürücü, aspirin ve antibiyotik kullananların kan üretimi baskılanmış olabilir. Bu tür hastalar sülük tedavisini kan sayımı ile yapmalı, 3 sülükle başlamalı, iki seans arası 3 haftadan daha sık olmamalı, sülükler düştükten sonra kanamayı durdurmalıdır.
Adet gören kadına, organ nakli yapılanlara, diyaliz ve hemofili hastalarına sülük konmaz.
Sülük tedavisi aç karna ve abdestli olarak yapılır.
https://www.youtube.com/watch?v=qo0TWFUmxLI <<< BİLGİ VİDEOSU Kurtuluş Mahallesi Bahçıvan Sokak (Eskireji) No:33 D:4 (Mefkure Ana Okulu Karşısı A101 Üstü Sakarya / Turkey, 54100 Namık Öze Telefon: 0542 230 53 98 
E-Posta: suluksakarya@hotmail.com
http://www.sakaryasuluk.com/ <<<< Detaylar için burayı tıklayın. https://www.youtube.com/watch?v=qo0TWFUmxLI <<< BİLGİ VİDEOSU GETAT ( Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları) <<< Sağlık Bakanlığı Sitesi için burayı tıklayın.   Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları kapsamında FİTOTERAPİ

KUPA TEDAVİSİ

polikliniğimiz bulunmaktadır.

FİTOTERAPİ NEDİR?Fitoterapi; kelime olarak “fito = bitki, terapi = tedavi” anlamında olup, bitkilerle tedavi manasına gelmektedir. Fitoterapi, drog adı verilen tedavi edici değere sahip bitki kısımlarından hazırlanan, tıbbi çaylar ve/veya standardize edilmiş (aynı oranda etken madde içeren) bitki ekstrelerinden (= özüt / usare) hazırlanan şurup, tablet, draje, kapsül, pomat vb. formlardaki bitkisel ilaçlarla uygulanan bir yardımcı tedavi şeklidir. Fitoterapinin sağladığı en önemli fayda, bitkide bulunan etken maddeleri kendi bulunduğu ortam içinde (doğada bulunduğu hali ile) kullanabilme özelliğinin vermiş olduğu sinerjist (birbirini tamamlayan ve takviye eden) etkidir. Ancak, bitkisel drogları bilinçli olarak ve belli bir dozda kullanmak gerekir. Aksi takdirde istenmeyen durumlar ve yan etkilerle karşılaşılabilir. Modern fitoterapide, etkileri bilimsel olarak kanıtlanmış ve farmakope adı verilen kaynaklarda yer alan, yetkili makamlarca onaylanmış droglar kullanılır.

Modern fitoterapi uygulamalarında en çok;

1- Tıbbi (bitkisel) çaylar (bunlar hazır poşet çay veya suda eriyen preparatlar halinde olabildiği gibi doğrudan bitkilerden hekiminizin önerdiği ölçülerde yapılacak karışımlar şeklinde de olabilir)

2- Gıda takviyeleri ve bitkisel ilaçlar yani hazır standardize edilmiş fitomedicine denen kapsül, hap, şurup ve damla, krem, pomat şeklinde ürünler,

3- Uçucu yağlar (aromaterapi ürünleri),

4- Tıbbi banyolar (tıbbi bitkiler veya uçucu yağların kullanımı ile hazırlanan banyolar)

5- Kozmetik ürünler kullanılır.

Bitkisel ilaç (fitomedicine) ise, tıbbi bitkilerden oluşan ve farmakolojik olarak aktif bileşikleri içeren ürünlerdir. Bunlar, aktif içerik olarak bitkilerin toprak altı ve toprak üstü kısımlarını (çiçek, kabuk, kök, meyve, tohum, yaprak), ya da başka bitkisel ürünleri (ekstre = özüt = usare vb) ve bunların kombinasyonlarını, ham madde veya bitkisel preparatlar olarak taşıyan, günümüz ilaç teknolojisi kurallarına göre hazırlanmış, etiketlenmiş tıbbi ürünlerdir.

Bitkisel ilaçların etkinliği ve güvenilirliği,  ilacı oluşturan tıbbi bitkilerin, etken maddenin, kullanılıyorsa ekstrenin belli kalitede (standartta) olmasına bağlıdır. Standartlar WHO, ABD, Avrupa ve Alman Farmakopelerinde vb resmi, bilimsel kaynaklarda monograflar halinde verilir. Dozaj formu da etkinlik ve güvenilirlik için önemli bir kriterdir. Kalite kontrolü için bitkisel ilacın bileşiminde yer alan bitkisel drog veya bitkisel drog preparatının standardizasyonu şarttır. Standardizasyon, ya bitkinin bilinen biyolojik etkisinden sorumlu bileşikler üzerinden (örn. kedi otu kökünde valerianik asitler üzerinden) ya da miktarı tam olarak saptanabilecek bileşikler üzerinden (örn. sarı kantaronda hiperisin maddesi üzerinden) yapılır. Modern fitoterapide standardize edilmiş ve GACP (iyi tarım ve hasat uygulamaları) ve GMP (iyi üretim uygulamaları) kalite kurallarına göre üretilmiş ürünler tercih edilir. Ancak hekiminiz size bu ürünlerden önerdiği halde üretici firmalardan kaynaklanan nedenlerle her ürün, “etiketinde öyle yazsa bile” aynı kalite ve standartta olmayabilir.

Fitoterapi uygulamaları, soğuk algınlığı, kabızlık, diyare (ishal), hazımsızlık, yorgunluk, uykusuzluk durumları gibi günlük basit rahatsızlıkların giderilmesini sağlamak, desteklemek veya sağlığı korumak amacıyla veya diğer hekimlerce tedavisi düzenlenmiş kronik hastalıklarda (hipertansiyon, diyabet, romatizmal hastalıklar, alerjik durumlar, cilt rahatsızlıkları gibi) asıl tedaviye yardımcı olmak, asıl tedavinin etkilerini arttırmak veya yan etkilerini azaltmak, bağışıklık sistemini güçlendirmek, genel sağlığı desteklemek vb amaçlarla yapılır. Gebelikte uygulanması özel öneme ve kendine has kurallara, bazı kısıtlamalara sahiptir. Bu nedenle konunun uzmanı veya yetkilendirilmiş sertifika sahibi hekimlerin tavsiyelerine göre uygulanmalıdır. Fitoterapi uygulamalarından hastanın mevcut şikâyetlerini azaltması, yapılan tedavisine destek olması, yaşam kalitesini arttırması beklenir. Fitoterapide kullanılan ürünlerin normal ilaç gibi hemen etki etmesi ve farklılık yaratması beklenmez. Çünkü bu ürünler ilaçlara kıyasla çok düşük dozda etken madde (ler) içerir ve ancak uzun süreli kullanımda etkileri fark edilebilir. Bu sürenin de ortalama 3 – 6 aydan fazla olmaması gerekir. Daha uzun süreli (örneğin ömür boyu) kullanımlarda hekimin gerekli göreceği sürelerde (örneğin 3 – 6 ayda bir), 3 – 5 günden birkaç aya kadar ara vermek veya yılda sadece birkaç kez uygulamak gibi geniş bir kullanım seçeneğine sahiptir.

Fitoterapi uygulamaları, konunun uzmanı veya yetkilendirilmiş sertifika sahibi hekimlerin tavsiyelerine göre hastanın kendi başına ürün kullanması şeklinde olabileceği gibi, hastanemizde ilgili personelimiz gözetiminde veya bizzat yapılacak uygulamalar şeklinde de olabilir. Uygulama şekli (tıbbi çay, gıda takviyesi veya bitkisel ürün, uçucu yağ, tıbbi banyolar, kozmetik uygulamalar vb) ve uygulama metodu, uygulama süresi tamamen hastanın durumu ve bireysel özelliklerine göre belirlenir. Tek seferlik uygulamadan ömür boyu kullanıma kadar geniş bir yelpazeye sahiptir. İşlemin kim tarafından, nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi hastaya uygun olan şekli ile bildirilir. Örneğin “tonik etki için bir küvet dolusu 35-40 derecedeki sıcak suya 2- 3 damla biberiye uçucu yağı katıp karıştırdıktan sonra içine girip başınız hariç tüm bedeninizle 15 dakika suda kalacaksınız, sonra normal su ile durulanacaksınız” gibi her hastalık /durum ve her hasta / sağlıklı kişi için, şahsın kendisine özel olarak yapılacak uygulama ile ilgili bilgi verilir.

Fitoterapi, çoğunlukla modern tıp yöntemleri ile tanısı konmuş ve tedavisi düzenlenmiş hastalara yardımcı olarak ve sağlıklı kişilere genel sağlığı kuvvetlendirip desteklemek için uygulanır. Fitoterapi uygulamalarına alternatif olarak diğer geleneksel, tamamlayıcı ve alternatif tıp uygulamaları da kullanılabilir. Modern fitoterapi yerine en sık Geleneksel Çin Tıbbı (akupunktur ve Çin bitkisel tıbbı), Geleneksel Hint Tıbbı (ayurveda) ve bir alternatif tıp uygulaması olan homeopati kullanılabilmektedir. Fitoterapi ile Modern tıp birbirinin alternatifi değildir, tamamlayıcısı ve destekleyicisidir.

Fitoterapi uygulamalarında kullanılan droglar, bitkisel, hayvansal (balık yağı gibi) ya da inorganik (mineraller gibi) kökenli olabilir. Fitoterapi ürünlerinde;

a) Etkili bileşikler

b) Etki mekanizması,

c) Gerekli doz ve kullanım süreci,

d) Yan etki, ilaç etkileşimi ve kullanılmaması gereken durumlar bilinmelidir. İşte fitoterapide kullanılan bu tür preparatlara fitoterapötikler denir.

Fitoterapide kullanılacak bitkiler; kuru, görünüşü canlı ve saf olmalıdır. Kapalı ve ağzı sıkıca kapalı kaplarda güneşten uzakta saklanmalıdır. Fitoterapi ürünlerinin etiketlerinde kullanılan bitki adı, etkili bileşikler hakkında detaylar, üretim yeri, üretim ve son kullanma tarihleri bulunmalıdır. Basit rahatsızlıklarda fitoterapi ürünlerinin kişisel kullanımında sakınca olmayabilir, ancak diyabet, HT, kalp hastalıkları, kanser vb ciddi rahatsızlıklarda fitoterapi ancak normal tedaviye yardımcı olarak doktor onayından sonra kullanılabilir. Kullanım süresi ve dozlarına dikkat edilmeli, bitkisel ilaçların da yan etkisi / toksik etkisi vb olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle fitoterapötiklerin sentetik ilaçlarla oluşabilecek etkileşimleri konusunda dikkatli olmalı ve Tarım veya Sağlık Bakanlıklarımızca ruhsatlandırılmış ürünler kullanılmalıdır.

İŞLEMİN MUHTEMEL KOMPLİKASYONLARI:

Bitkisel ürünlerde güvenilirlik ve etkinlik, bileşiminde bulunan bitkisel drog veya drog preparatının toksisitesine (zehirlilik durumuna), üretim sırasında oluşabilecek kontaminasyonlara (= bulaşmalara – ki bunlar mikroorganizma, mikrobiyal toksin, tarım ilacı artığı, radyoaktivite, zehirli metaller vb olabilir) ve bitkisel drog ya da preparatın yanlış tayin edilmesine (birbirine çok benzer bitki türlerinin gerçekte hangisi olduğunun tespiti ancak botanikçilerce mikroskop altında yapılabilmektedir) bağlı olarak değişir. Şayet kullanacağınız bitkisel ürünün güvenilirlik ve etkinlik özelliklerinde eksiklik olursa;

gastrointestinal (mide-barsak) şikâyetleri (bulantı, kusma, ishal, kabızlık, karın ağrısı vb)
karaciğer enzimlerinde artış, karaciğer yetmezliği
mental (zihinsel) bozukluluklar (uyku hali, delirium hali, unutkanlıklar vb)
alerjik reaksiyonlar (cilt döküntüleri, astım krizleri vb)
kalp komplikasyonları (çarpıntı, kalp yetmezliği vb)
böbrek komplikasyonları (idrar azalması, kanama, böbrek yetmezliği vb)
gibi durumlar başta olmak üzere normal ilaçlarda görülen tüm yan etki, beklenmeyen etki ve komplikasyonlar görülebilir. Bu tür durumların görülmesi halinde kullanılan ürün kesilmeli ve bir hekime müracaat edilmelidir.

 

Tedaviye başlamadan önce hastaların alerjik durumlarının olup olmadığını ve sistemik rahatsızlıklarını (kalp, şeker, tansiyon vb), bulaşıcı bir hastalığı (hepatit gibi), varsa kullandığı ilaçları hekimiyle paylaşması zorunludur. Hekim, gerekli gördüğü takdirde diğer branşlardankonsültasyon isteme hakkına sahiptir. İşlemden sonra hekiminiz şahsınıza özel bir öneride bulunmadığı sürece normal hayatınıza devam edebilirsiniz.

KUPA TERAPİSİ (HACAMAT) NEDİR?

Kupa Uygulaması; Kan dolaşımını arttırmak için bölgesel vakum oluşturmaya dayanan kuru kupa uygulaması ile belli vücut noktalarında bölgesel vakumla beraber yüzeysel cilt kesikleri oluşturarak kanın alındığı yaş kupa uygulamasına verilen addır.

Yaş Kupa Uygulaması, deri altındaki birikmiş, damarda dolaşmayan, atıl kalmış, vücuda zararlı ve biriktiği noktada ilgili organa zarar veren pis kanın ve toksik maddenin vücuttan dışarıya atılması işlemidir. Bu işlem tarihte eskiden hayvan boynuzları ile şimdi ise bardak veya daha teknik bir şekilde plastik havalı vakumlar ile yapılmaktadır. Her ne şekilde yapılırsa yapılsın, vakumlama ile yapıldığı için mikropların deri altına veya damara gitmesi ihtimali çok düşüktür.

Hekim, Yaş Kupa Uygulaması yapılacak bölgeyi genelde bistüri / jiletle ince ince keser veya lanced pen (kan şekeri ölçmek için parmakları delen kalemler) ile ilgili bölgeyi deler ve vakumla kılcal kanı boşaltır. Yaş Kupa Uygulaması normal şartlarda damardan kan verme işlemi ile kıyaslanamaz. Çünkü kan verme işleminde temiz kan kollardan alınır. Ama bu uygulamada ise hem deri altından hem toplardamardan hem atar damardan pis kan ve toksik madde alınır.

Yaş Kupa Uygulaması kan ile alakalı bir işlem olduğu için vücuttaki kirli kanı almakla kandaki toksinler ve kullandığımız ilaçlardan dolayı kanda bulunan ve bize zarar veren maddeler tehlikesiz bir şekilde vücuttan uzaklaştırılır.

Yaş Kupa Uygulaması ile insanlar; anında tesir gösteren, emin, tehlikesiz, yan tesirsiz ve ucuz bir şekilde tedavi olma imkânı bulurlar. Yaş Kupa Uygulaması ile tedavi olunan hastalıkların bazıları şunlardır.

Baş ağrısı, yarım baş ağrısı ve sinüzit,
Tembellik, uyku fazlalığı,
Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı,
Prostat ve cinsel zayıflık,
Sırt ağrısı, bel ağrısı (lumbago), diz ağrısı, yanlarda uyuşukluk,
Hormon bozukluğu,
Yumurtalık hastalıkları, vb gibi benzer birçok kadın hastalığı.
Yaş Kupa uygulamaları, konunun uzmanı veya yetkilendirilmiş sertifika sahibi hekimlerce yapılmaktadır.

Tedaviye başlamadan önce hastaların alerjik durumlarının olup olmadığını ve sistemik rahatsızlıklarını (kalp, şeker, tansiyon vb), bulaşıcı bir hastalığı (hepatit gibi), varsa kullandığı ilaçları hekimiyle paylaşması zorunludur. Hekim, gerekli gördüğü takdirde diğer branşlardankonsültasyon isteme hakkına sahiptir.

Hacamat aç karnına yapılır; hacamat tedavisine gelecek kişiler çok aç olmamalı tedaviye gelmeden üç saat önce bir şeyler yemelidir. Son üç saat kala bir şey yememeli ancak kafeinli içecekler hariç sıvı gıda tüketebilir. Hacamatdan sonra asgari iki saat kadar bir şey yenilmemeli, sigara içilmemelidir. Hacamatdan sonra iştah biraz açılabilir. Mümkün olduğunca günü hafif gıdalarla geçirmek hacamatın faydasını artırır. Sonrasında iki gün saat cima yapılmaması (cinsel ilişkiye girilmemesi) da hacamatın faydasını artırır. Uygulamadan 12 – 24 saat sonra duş alınabilir. Lakin duştan hemen sonra yara izlerinin olduğu bölgeye zeytinyağı veya nemlendirici-yağlı bir krem sürülmesi iz kalmaması ve yaraların çabuk iyileşmesi bakımından fayda sağlayabilir. Hacamatdan sonra sirkeli su veya bal şerbeti içmek faydalıdır. Zira her iki gıdanın ortak özelliği damar açıcı olmasıdır. Hayvansal gıdaların hemen hepsinde protein olup kan dolaşım hızını yavaşlatır. Bu nedenle asgari 24 saat öncesi mümkünse 48 veya 72 saat öncesi hayvansal gıda perhizi yapılır. Bütün bu sayılanlar hacamat tedavisinden maksimum faydalanmayı sağlayan yardımcı faktörlerdir.
İŞLEMİN MUHTEMEL KOMPLİKASYONLARI:

Her tıbbi müdahalenin bir yan etkisi vardır. Her uygulamanın örneğin kan almanın bile iğne batırırken ağrı veya kanama gibi yan etkileri vardır. Tüm dünyada yaygın olarak yüzyıldır binlerce kere uygulanan doğal tedavi metodu olan kupa uygulamasının bahsedilen yan etkileri çok azdır. Hacamat tedavisi esnasında baş dönmesi, mide bulantısı olabilir. Bunun sebebi ya uzun süre açlık ya da kanı görünce psikolojik etkilenme ve vaso-vagal reflekstir. Buna halk arasında “kan tutması” denir. Bir başka yan etki sayılabilecek durum aşırı terlemedir. Bunun vücuda hiçbir zararı yoktur. Hastaların sadece yan yatırılması ile bile bütün bu sayılanların düzelmesi mümkündür. Hacamat tedavisi sonrası hafif baş dönmeleri de olabilir. Bütün bu belirtiler birkaç dakika içinde olabilir ve biter. Bu yönleri ile hacamat tedavisi (yaş kupa terapi) güvenli bir yöntemdir. Hacamat tedavisinden sonraki yan etki sayılabilecek bir başka durum eğer kupa çok bekletilmişse kupanın ciltte tuttuğu yerlerdeki tahriş ve dairesel alan içindeki morluklardır. Ayrıca çiziklerden enfeksiyon bulaşması ihtimali vardır. Çizikleri derin atılması halinde de yara izleri kalabilir.

Kupa yönteminin uygulanmayacağı bazı durumlar da mevcuttur. Trombofilebit (damarda pıhtı), aktif yaralar, cerrahi yaralar, dekompanse (kontrol altında olmayan) kalp hastalığı, anemi (hemoglobin 9,5mg/dl’nin altı, kansızlık), hemofili (kan hastalıkları), kanama/pıhtılaşma bozukluğu öyküsü, antiagregan (kan sulandırıcı) ilaç kullanımı durumunda ve varisin doğrudan üzerine kupa uygulanmaz. Çok ihtiyar ve zayıf kişilerde, kalp yetmezliği olanlarda, hamilelerde, anemisi olan (kansız) kişilerde, AİDS – HİV hastalarında, tansiyonu çok düşük olan kişilerde, küçük çocuklarda, çok hassas ve korkan kişilerde dikkatli yapılması veya duruma göre kuru kupa terapisi (kansız) gerekebilir.

 :=========================================:
Yasal Uyarı Dikkatli Okunmalı
Sağlık Bakanlığı, Geleneksel, Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Uygulamaları Olarak Bilinen Akupunktur, Kupa Tedavisi (HACAMAT), Hipnoz, Hirudoterapi (SÜLÜK TEDAVİSİ), Refleksoloji, Ozonla Tedavi Uygulamalarıyla ilgili  Düzenlemeye Bitirdi.

Bakanlığın hazırladığı ‘Geleneksel, Tamamlayıcı, Alternatif Tip Uygulamaları’ Yönetmeliği Resmi Gazete’de Yayınlanarak Yürürlüğe girdi.

Yönetmeliği Göre, Uygulama Yapan Kişilerin Kesinlikle ‘HEKİM’ Olması Zorunlu Kılınmıştır.

Bu Uygulamaları Yapacak Hekimlerin Belirli Bir Eğitim Aldıktan Sonra , Özel Hastane ve Özel Poliklinikte Yapabilmelerine Dair Yasa Çalışmaları Devam Etmektedir.

Bu Zaman İçerisinde,Özel Hastanelerde Hacamat Yapılmaktadır..

Bu Yasa Gereği,  Eş Dost ve Çevre Haricinde, Menfaat Amaçlı Hacamat Yapılamaz..

Türkiye Genelinde Verilen Tüm Eğitim Programları YETKİLENDİRMEK TEN DAHA ZİYADE BİLGİLENDİRME EĞİTİM PROGRAMLARIDIR.

Bu Eğitim Sonrası Herhangi Bir Yetki Kazanılamayacağı Gibi Resmi Bir İş yeri Açma Şansınız Bulunmamaktadır.

Refleksoloji Nedir? Nasıl Uygulanır?
Kökeni uzak doğu’ya uzanan Refleksoloji, vücuttaki gerilimi almak ve nörolojik hastalıklarda destek tedavi sağlamak amacıyla, ayaklardaki belirli noktalara uygulanan bir masaj tekniğidir.

Yaklaşık 5 bin yıllık geçmişi olduğu bilinen refreksolojinin ilk uygulama yeri Çin olarak bildiriliyor. Günümüzde tamamlayıcı tıp kategorisinde yer alan Refleksoloji, bedendeki serbest enerji akışını sağlamak amacıyla kullanılan etkili ve zararsız bir yöntem olarak kabul ediliyor.

Nasıl Uygulanır?
Ayak tabanındaki refleks noktalarına, el ve parmak teknikleriyle ya da ahşap bir çubukla basınç yaparak uygulanıyor. Uygulama sırasında kişi rahatça koltuğa uzanıyor ve ayaklarını tabureye koyuyor. Ayağın refleks noktalarına parmak ya da çubukla basınç uygulanıyor. Kişinin vücudundaki sorunlu bölgeyle ilgili noktaya basınç uygulandığında bir miktar acı hissetmesi doğal karşılanır. Seans boyunca ayaktaki tüm refleks noktaları el hareketleriyle tek tek uyarılıyor.

Yararları Nelerdir?
Öncelikle uygulama sonunda tüm bedeninize masaj yapılmış gibi rahatlama hissediyorsunuz. Sinir sisteminiz rahatlıyor, kan dolaşımınız hızlanıyor ve derin dinlenme sağlanıyor. Ayrıca uyku kalitesini artırma, enerji akışını dengeleme, bağışıklık sistemini güçlendirme, vücudu toksinlerden arındırma gibi daha bir çok yararları bulunuyor.

Hangi hastalıklarda uygulanabilir?
Beden fonksiyonlarını normalleştirmeye bağlı olarak birçok hastalıkta büyük ilerleme sağlıyor. Başta stres ve anksiyete bozuklukları olmak üzere, panik atak, depresyon, uykusuzluk, bel – boyun fıtığı, otizm, felç, migren, hormon sorunları, romatizma, astım, hazımsızlık, regl ağrıları(Amerika;da yapılan bilimsel bir araştırmaya göre Refleksoloji’nin, Regl öncesi gerginliği % 45 oranında azalttığı kanıtlanmıştır.) gibi pek çok hastalıkta destek tedavi olarak kullanılıyor.

Kimlere tavsiye edilmez?
Refleksoloji’nin özellikle hamileliğin ilk 6 ayında, kanser ve damar tıkanıklığı olan hastalarda, varis sorunu yaşayanlarda ve şeker hastalarında uygulanması tavsiye edilmiyor. Ayrıca uzman olmayan, fizyoloji ve anatomi bilgisine sahip olmayan kişilerce yapıldığında yarardan çok zararını görmenizde mümkün.

Nasıl öğrenilir?
Temel eğitimi 3 günde alınsa da reflekslere verilen tepkileri okumak 1 yıl gibi bir süreyi kapsıyor. Refleksoloji eğitimi verilen kurslar ülkemizde mevcut. Bu kurslarda; ayağın anatomisi, reflekslerin yerlerini saptayabilme, Refleksoloji Teknikleri gibi dersler veriliyor. Bugün bazı Avrupa ülkelerinde Refleksoloji eğitimi veren okullar da bulunmaktadır.

Refleksoloji, batı ülkelerinde en çok kullanılan yöntemlerden biri olarak gösteriliyor. Özellikle engelli çocukların fiziksel ve zihinsel tedavisinde ve de felçli hastalarda yardımcı tedavi olarak yoğun biçimde kullanılıyor. Uygulanan terapi, fizik tedavi çalışmalarındaki verimliliği artırıp, daha çabuk sonuç alınmasını sağlıyor. Kişinin istek ve ihtiyacına göre değişse de terapinin haftada bir uygulanması yeterli görülmektedir.

Facebook İle Yorum Yapın

Yorum Yap

İsminiz
E-Posta Adresiniz
Yorumunuz

Etiketler :

Karasu Firma Haberleri

Son Yapılan Yorumlar

Karasu’da Hergün Elektrik Kesintisi için Canan diyorki;

Karasu aziziye mah ve bayramın 2.günü saatlerdir elektrikler yok ? aynı rahatsızlık Sedaş yöneticilerinin evlerinde de varmı acaba Bayram günü biraraya geldiğimiz ailemizin yüzünü görmeden konuşmaya ç

FİSKOBİRLİK üreticinin "emanet" fındığına talip için bayram ali alemdar diyorki;

neden haberiniz var fındık 9 tl düşmüş kendiniz parayı buluyorsunuz

FİSKOBİRLİK üreticinin "emanet" fındığına talip için bayram ali alemdar diyorki;

boşuna o koltukta oturuyorsun lütfü bayratar